
Türk İnfaz Hukukun Koşullu Salıverilme Şartları
Türk İnfaz Hukukun Koşullu Salıverilme Şartları. Bu rapor, Türk infaz hukukunun temel kurumlarından biri olan “koşullu salıverilme” (şartlı tahliye) mekanizmasını, 2025 yılı itibarıyla yürürlükte olan en güncel mevzuat hükümleri çerçevesinde analiz etmektedir. Rapor, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un (CGTİHK) 107. (koşullu salıverilme) ve 108. (mükerrirlere özgü infaz rejimi) maddeleri ile 105/A (denetimli serbestlik) maddesi arasındaki karmaşık ilişkiyi incelemektedir.
- Hesaplama Hiyerarşisi: Hükümlünün cezaevinden fiili çıkış tarihi, iki aşamalı bir hesaplamaya tabidir. Öncelikle, suçun niteliğine ve failin durumuna göre belirlenen objektif infaz oranı (örn. 1/2, 2/3, 3/4) üzerinden “koşullu salıverilme tarihi” (KS) tespit edilmekte; ardından bu tarihten geriye doğru “denetimli serbestlik” (DS) süresi (suç tarihine göre 1 yıl, 3 yıl veya 5 yıl) düşülerek fiili tahliye tarihi bulunmaktadır.
- İyi Hal Koşulunun Dönüşümü: 2021 yılı itibarıyla “iyi hal” değerlendirmesi, otomatik bir süreç olmaktan çıkıp, İdare ve Gözlem Kurullarının (İGK) takdirine dayalı sübjektif bir değerlendirmeye dönüşmüştür. Hükümlünün infaz süresini matematiksel olarak doldurması artık tek başına yeterli olmayıp, İGK tarafından “pişmanlık,” “eğitim programlarına katılım” ve “yeniden suç işleme riski” gibi kriterlere göre “topluma entegrasyona hazır” bulunması şarttır.
- 10. Yargı Paketi’nin Etkisi (2025): 4 Haziran 2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun (10. Yargı Paketi), infaz rejiminde radikal bir değişiklik yaratmıştır. CGTİHK m. 108/3 uyarınca “ikinci kez mükerrir” olan hükümlülerin koşullu salıverilmeden yararlanamayacağına dair yasak kaldırılmış; bu hükümlüler için 3/4 oranıyla koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik yolu açılmıştır.
Bu rapor, koşullu salıverilmenin felsefesini, maddi ve şekli şartlarını, farklı suç tiplerine göre infaz oranlarını, mükerrirlik rejimindeki devrim niteliğindeki son değişiklikleri ve denetimli serbestlik ile olan ilişkisini, uygulamalı hesaplama örnekleriyle birlikte detaylı bir hukuki mütalaa formatında sunmaktadır.
İnfaz Hukukunun Temel Dinamikleri: Cezanın Amacı ve Koşullu Salıverilme Kurumu
Türk ceza infaz sistemi, hapis cezasının temel amacını yalnızca suçluyu tecrit etmek (ödetme) değil, aynı zamanda hükümlüyü rehabilite ederek yeniden topluma kazandırmak (özel önleme) olarak tanımlamaktadır. Bu felsefenin en önemli araçlarından biri, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un (CGTİHK) 107. maddesinde düzenlenen “koşullu salıverilme” (halk arasındaki tabiriyle şartlı tahliye) kurumudur.
Koşullu salıverilme, bir af veya cezanın affedilmesi değildir. Hükümlünün, mahkum olduğu cezanın kanunda belirtilen belirli bir oranını ceza infaz kurumunda “iyi halli” olarak geçirmesi durumunda, cezasının kalan kısmını toplum içinde denetim altında çekmesine olanak tanıyan bir infaz metodudur. Bu kurum, hükümlüyü infaz süreci boyunca iyi halli olmaya teşvik eden temel motivasyon aracıdır.
Temel Kavramsal Ayrım: Koşullu Salıverilme (KS) vs. Denetimli Serbestlik (DS)
İnfaz hesaplamalarında en sık karıştırılan iki kavram, koşullu salıverilme (KS) ve denetimli serbestliktir (DS). Bu iki kurum, birbiriyle ilişkili ancak hukuki nitelikleri farklıdır:
- Koşullu Salıverilme (CGTİHK m. 107): Bu, hükümlünün cezaevinde geçirmesi gereken temel yasal süreyi (infaz oranını, örn. 1/2) tamamladığında hak kazandığı tahliye tarihidir. KS tarihi, infaz rejiminin “ana iskeleti” olup, tüm diğer hesaplamalar bu tarih üzerinden yapılır.
- Denetimli Serbestlik (CGTİHK m. 105/A): Bu, bir tahliye türü değil, infazın bir metodudur. Hükümlünün, (yukarıda hesaplanan) KS tarihine kalan belirli bir süreyi (örn. 1 yıl) ceza infaz kurumu dışında, elektronik kelepçe, imza atma veya rehabilitasyon programlarına katılma gibi yükümlülükler altında geçirmesidir.
Bu ayrım, infaz hesaplamasında net bir hiyerarşi yaratmaktadır. Bir hükümlünün cezaevinden fiilen ne zaman çıkacağını bulmak için izlenmesi gereken yol şudur:
- Hükümlünün toplam cezası üzerinden, tabi olduğu infaz oranına (Bölüm 2’de detaylandırılacaktır) göre KS tarihi (hak ediş tarihi) hesaplanır.
- Bulunan bu KS tarihinden geriye doğru, hükümlünün hak kazandığı (suç tarihine göre belirlenen) DS süresi (1 yıl, 3 yıl vb.) düşülür.
- Elde edilen tarih, hükümlünün cezaevinden fiilen ayrılarak denetimli serbestliğe geçeceği tarihtir.
Bu nedenle, bir hükümlünün koşullu salıverilme şartlarını analiz etmek, öncelikle KS oranını (objektif şart) ve iyi hal durumunu (sübjektif şart) incelemeyi, ardından bu temele DS indirimini uygulamayı gerektirir.
1- Koşullu Salıverilmenin Vazgeçilmez Şartları
Koşullu salıverilme kararı, hükümlü için bir “mutlak hak” olmayıp, kanunda belirtilen iki temel şartın bir arada gerçekleşmesine bağlıdır: objektif (süre) şartı ve sübjektif (iyi hal) şartı.
A. Objektif Şart: Cezanın Belirli Bir Bölümünün İnfaz Edilmesi
Bu şart, hükümlünün mahkum olduğu hapis cezasının, kanunun suç türleri için ayrı ayrı belirlediği oranını (örn. 1/2, 2/3) ceza infaz kurumunda fiilen çekmiş olmasıdır. Hangi suçun hangi orana tabi olduğu, infaz rejiminin çekirdeğini oluşturur ve raporun 2. ve 3. Bölümlerinde ayrıntılı olarak ele alınacaktır.
Bu süre hesaplanırken, hükümlünün suç nedeniyle yargılama aşamasında tutuklulukta geçirdiği süreler, toplam cezadan ve infaz edilecek süreden mahsup edilir (düşülür).
B. Sübjektif Şart: Hükümlünün “İyi Halli” Olması (CGTİHK m. 89)
Kanun, sadece sürenin doldurulmasını yeterli görmez; hükümlünün aynı zamanda “iyi halli” olmasını, yani infaz sürecinde olumlu bir değişim göstererek topluma yeniden kazandırılmaya hazır olduğunu ispatlamasını şart koşar.
Geçmişte büyük ölçüde formaliteye dayanan “iyi hal” kararı, 1 Ocak 2021’den itibaren yürürlüğe giren yeni düzenlemelerle (7242 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelikler) infaz rejiminin en kritik ve en sübjektif unsuru haline gelmiştir.
Yapısal Değişim: İdare ve Gözlem Kurulu’nun (İGK) Yükselen Rolü
İyi hal kararı artık otomatik olarak verilmemekte; ceza infaz kurumlarında oluşturulan İdare ve Gözlem Kurullarının (İGK) takdirine bırakılmıştır. Bu kurul, kurum müdürünün başkanlığında; gözlem ve sınıflandırmadan sorumlu ikinci müdür, idare memuru, cezaevi tabibi, psikiyatrist, psikolog, sosyal çalışmacı, eğitim uzmanı ve infaz koruma başmemurundan oluşan multidisipliner bir yapıdadır.
Hükümlüler, açık cezaevine ayrılma, denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme kararlarından önce ve her halükarda en geç altı ayda bir bu kurul tarafından kapsamlı bir değerlendirmeye tabi tutulur.
İyi Hal Değerlendirme Kriterleri (2021 Yönetmeliği)
İGK, hükümlünün “iyi halli” olup olmadığına karar verirken, salt disiplin cezası alıp almadığına bakmaz. Kurul, hükümlünün topluma entegrasyona hazır olup olmadığını ve tekrar suç işleme riskini değerlendirir. Değerlendirmede dikkate alınan temel kriterler şunlardır:
- Ceza infaz kurumunun düzen ve güvenlik kurallarına uyumu.
- Haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı.
- Yükümlülüklerini (örn. temizlik, iaşe) yerine getirip getirmediği.
- İşlediği suçtan dolayı samimi pişmanlık gösterip göstermediği.
- Uygulanan iyileştirme, eğitim ve rehabilitasyon programlarına (sosyal, kültürel, sportif faaliyetler, sanat programları) katılımı ve gösterdiği gelişim.
- Aldığı sertifikalar ve kitap okuma alışkanlığı.
- Diğer hükümlü/tutuklularla ve personelle olan sosyal ilişkileri.
Bu dönüşüm, infaz hukukunda matematiksel bir süreçten davranışsal bir sürece geçişi ifade etmektedir. Geçmişte infaz, büyük ölçüde “müddetname” (süre belgesi) üzerinden işleyen, öngörülebilir bir hesaplama süreciydi. Mevcut sistemde ise, bir hükümlü tabi olduğu infaz oranını (örn. 1/2) günbegün doldursa dahi, İGK’nın sübjektif değerlendirmesi (örn. “pişmanlık göstermedi,” “eğitimlere katılmadı”) sonucunda “iyi halli değildir” kararı alabilir.
Bu karar, hükümlünün sadece koşullu salıverilmesini değil, aynı zamanda koşullu salıverilmenin ön şartı olan açık ceza infaz kurumuna geçişini ve denetimli serbestlik hakkını da doğrudan engellemektedir. Dolayısıyla, modern infaz hukuku, hükümlüden cezasını pasif bir şekilde “yatmasını” değil, rehabilitasyon sürecine aktif katılım göstermesini beklemektedir. Bu durum, İGK’nın olumsuz kararlarına karşı İnfaz Hâkimliklerine yapılan itirazların (Bölüm 6) önemini de dramatik olarak artırmıştır.
2- Koşullu Salıverilme Sürelerinin Hesaplanması (İnfaz Oranları)
Hükümlünün cezaevinde geçirmek zorunda olduğu asgari süreyi (objektif şartı) belirleyen infaz oranları, cezanın türüne (süreli/süresiz) ve suçun niteliğine (adi/terör/cinsel vb.) göre farklılık gösterir.
A. Süresiz Hapis Cezalarında İnfaz Süreleri (Objektif Şart)
Süresiz hapis cezaları için oran değil, tamamlanması gereken net süreler belirlenmiştir:
- Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis: Hükümlü, cezasının 30 (otuz) yılını infaz kurumunda “iyi halli” olarak çektiği takdirde koşullu salıverilmeden yararlanabilir.
- Müebbet Hapis: Hükümlü, cezasının 24 (yirmi dört) yılını infaz kurumunda “iyi halli” olarak çektiği takdirde koşullu salıverilmeden yararlanabilir.
Cezaların İçtimaı (Toplanması) Durumunda Üst Sınırlar
Hükümlü birden fazla süresiz hapis cezasına mahkum olmuşsa, infaz edilecek süreler (içtima kuralları gereği) şu şekilde uzamaktadır:
- Birden fazla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası: 36 yıl.
- Bir ağırlaştırılmış müebbet ile bir müebbet hapis cezası: 36 yıl.
- Birden fazla müebbet hapis cezası: 30 yıl.
- Bir müebbet hapis ile süreli hapis cezası: En fazla 30 yıl.
B. Süreli Hapis Cezalarında İnfaz Oranları (Suç Tarihine Göre)
Süreli hapis cezalarında, infaz rejimini kökten değiştiren 7242 sayılı Kanun’un miladı 30 Mart 2020 tarihidir. Hesaplamalar, suçun bu tarihten önce veya sonra işlenmesine göre değişiklik gösterir.
Genel Kural (7242 SK Sonrası): 1/2 (Yarı)
30 Mart 2020 tarihinden sonra işlenen suçlar için (aşağıdaki istisnalar hariç) temel koşullu salıverilme oranı cezanın 1/2 (yarısı) olarak uygulanır. (Not: 1 Temmuz 2016 öncesi suçlar için de Geçici Madde 6 uyarınca 1/2 oranı uygulanmaktadır).
Artırılmış Oranlar (İstisnai Suçlar): 2/3 (Üçte İki)
Belirli ağır suçlarda ve özel fail durumlarında infaz oranı cezanın 2/3 (üçte ikisi) olarak uygulanır:
- TCK Kapsamındaki Ağır Suçlar: Kasten öldürme (TCK m. 81, 82, 83), neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama (TCK m. 87/2-d), işkence (m. 94, 95) ve eziyet (m. 96) suçları.
- Örgütlü Suçlar (TCK m. 220): Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları.
- Tekerrür: Birinci kez mükerrir olan hükümlüler (Bölüm 3’te detaylandırılacaktır).
En Ağır Oran (İstisnai Suçlar): 3/4 (Dörtte Üç)
Devletin en hassas olduğu ve toplumsal tepkinin en yüksek olduğu suç kategorilerinde infaz oranı cezanın 3/4 (dörtte üçü) olarak uygulanır:
- Terörle Mücadele Kanunu (TMK): 3713 sayılı TMK kapsamına giren suçlardan (terör suçları) mahkum olanlar için infaz oranı 3/4’tür.
- Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar: TCK m. 102/2 (Nitelikli cinsel saldırı), m. 103 (Çocuğun cinsel istismarı), m. 104/2-3 (Reşit olmayanla cinsel ilişkinin nitelikli halleri).
- Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti: TCK m. 188.
- İkinci Kez Mükerrirler: 10. Yargı Paketi sonrası (Bölüm 3’te detaylandırılacaktır).
C. Koşullu Salıverilme Yasağı (CGTİHK m. 107/16)
Türk infaz hukuku, bazı suçlar için “umut hakkını” tamamen ortadan kaldıran bir istisna öngörmektedir. CGTİHK m. 107/16 uyarınca, TCK’da yer alan “Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar” (m. 302-308), “Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar” (m. 309-316) ve “Milli Savunmaya Karşı Suçlar” (m. 317-325) kapsamındaki suçların, bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi (örn. TMK kapsamında) nedeniyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkumiyet halinde, koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz.
Bu durumdaki hükümlüler, cezalarının tamamını (ölünceye kadar) ceza infaz kurumunda geçirirler; bu, fiili bir “mutlak müebbet” uygulamasıdır.
Koşullu Salıverilme Oranları Özet Tablosu (2025 İtibarıyla)
Aşağıdaki tablo, Bölüm 2 ve 3’te analiz edilen karmaşık infaz oranlarını özetlemektedir:
| Ceza Türü | Suç/Fail Tipi | İlgili Mevzuat (CGTİHK) | Koşullu Salıverilme Oranı/Süresi |
| Ağırlaştırılmış Müebbet | Standart (Genel Kural) | m. 107/2 | 30 Yıl |
| Ağırlaştırılmış Müebbet | İçtima (Birden fazla) | m. 107/3 | 36 Yıl |
| Ağırlaştırılmış Müebbet | Mükerrir (1. veya 2. Kez) | m. 108/1-a, m. 108/3 | 39 Yıl |
| Ağırlaştırılmış Müebbet | Örgüt Faaliyeti (m. 107/16) | m. 107/16 | Uygulanmaz (Yasak) |
| Müebbet Hapis | Standart (Genel Kural) | m. 107/2 | 24 Yıl |
| Müebbet Hapis | İçtima (Birden fazla) | m. 107/3 | 30 Yıl |
| Müebbet Hapis | Mükerrir (1. veya 2. Kez) | m. 108/1-b, m. 108/3 | 33 Yıl |
| Süreli Hapis | Adi Suçlar (Genel Kural) | m. 107/2 | $1/2$ (Yarı) |
| Süreli Hapis | İstisnai Suçlar (Kasten Öldürme, İşkence, Örgüt) | m. 107/2 | $2/3$ (Üçte İki) |
| Süreli Hapis | Terör Suçları (TMK) | m. 107/4, 3713 SK m. 17 | $3/4$ (Dörtte Üç) |
| Süreli Hapis | Cinsel Suçlar (TCK 102/2, 103 vb.) | m. 107/4 | $3/4$ (Dörtte Üç) |
| Süreli Hapis | Uyuşturucu Ticareti (TCK 188) | m. 107/4 | $3/4$ (Dörtte Üç) |
| Süreli Hapis | Mükerrir (1. Kez) | m. 108/1-d | $2/3$ (Üçte İki) |
| Süreli Hapis | Mükerrir (2. Kez) (4 Haziran 2025 sonrası) | m. 108/3 (Değişik) | $3/4$ (Dörtte Üç) |
3- Özel Durum: Mükerrirlere Özgü İnfaz Rejimi (CGTİHK m. 108)
İnfaz hukuku, ilk kez suç işleyen failler ile suçu alışkanlık haline getiren (mükerrir) failler arasında net bir ayrım yapar. “Tekerrür” (recidivism), bir suçun cezası kesinleştikten sonra kanunda belirtilen süreler içinde yeniden suç işlenmesidir. Mahkeme, TCK m. 58 uyarınca sanık hakkında “tekerrür hükümlerinin” uygulanmasına karar verdiğinde, infaz rejimi CGTİHK m. 108’e göre ağırlaşır.
A. Tekerrür (Birinci Kez Mükerrir)
Hakkında ilk kez tekerrür hükümleri uygulanan bir hükümlünün infaz rejimi şu şekilde ağırlaşır:
- Koşullu Salıverilme Oranı: Süreli hapis cezaları için genel kural olan 1/2 oranı uygulanmaz; koşullu salıverilme oranı 2/3 (üçte iki) olarak uygulanır. (Bu oran, 7242 sayılı Kanun öncesinde 3/4 iken, 2020 değişikliği ile 2/3’e indirilerek birinci kez mükerrirler lehine önemli bir iyileştirme yapılmıştır).
- Denetimli Serbestlik: Bu hükümlüler, koşullu salıverilmelerine 1 yıl kala denetimli serbestlikten yararlanabilirler.
- İnfaz Sonrası Denetim: Cezanın koşullu salıverilme ile infazından sonra, İnfaz Hâkimi tarafından ayrıca bir “denetim süresi” belirlenir ve hükümlü bu sürede de takip altında tutulur.
B. İkinci Kez Tekerrür (İkinci Kez Mükerrir) ve 10. Yargı Paketi
Türk infaz hukukundaki en katı kural ve 2025 yılı itibarıyla en radikal değişikliğin yaşandığı alan “ikinci kez tekerrür” durumudur.
Tarihsel Durum (4 Haziran 2025 Öncesi)
Bu tarihten önceki mevzuata göre, bir hükümlü hakkında “ikinci defa tekerrür” hükümleri uygulanmışsa (yani mükerrirken tekrar mükerrir olmuşsa), CGTİHK m. 108/3 “İkinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda, hükümlü koşullu salıverilmez” hükmünü amirdi.
Bu, söz konusu hükümlünün cezasının tamamını (“bihakkın tahliye” tarihine kadar) ceza infaz kurumunda çekmek zorunda olduğu, denetimli serbestlikten de yararlanamayacağı anlamına gelmekteydi. Bu kural, “üç vuruş” (three-strikes) benzeri, faili toplumdan tamamen tecrit etmeyi amaçlayan katı bir penal politikayı yansıtıyordu.
Kritik Mevzuat Değişikliği (10. Yargı Paketi – 7550 SK)
Kamuoyunda “10. Yargı Paketi” olarak bilinen 7550 sayılı Kanun, 4 Haziran 2025 tarihinde yürürlüğe girerek bu rejimi temelden değiştirmiştir.
Paket, CGTİHK m. 108/3’teki “koşullu salıverilmez” ibaresini değiştirmiş ve ikinci kez mükerrirler için koşullu salıverilme yasağını tamamen kaldırmıştır.
Yeni Hesaplama (İkinci Kez Mükerrirler için – 4 Haziran 2025 Sonrası)
Bu devrim niteliğindeki değişiklik sonrası, ikinci kez mükerrir olan hükümlülerin infaz hesabı (iyi halli olmaları koşuluyla) şu şekildedir:
- Süreli Hapis Cezaları: Koşullu salıverilme oranı 3/4 (dörtte üç) olarak uygulanır.
- Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis: Koşullu salıverilme süresi 39 (otuz dokuz) yıldır.
- Müebbet Hapis: Koşullu salıverilme süresi 33 (otuz üç) yıldır.
Bu hükümlüler, koşullu salıverilmelerine 1 yıl kala denetimli serbestlik hakkından da yararlanabileceklerdir.
Bu değişiklik, penal politikada radikal bir felsefe değişimine işaret etmektedir. Devlet, “iflah olmaz” (incorrigible) olarak etiketlediği ve topluma dönüş umudunu kestiği bir hükümlü grubuna dahi, rehabilitasyon ve topluma yeniden katılma (umut hakkı) şansını tanımıştır. Bu değişikliğin ardında, bu hükümlülerin cezaevi popülasyonu üzerindeki kalıcı yükü ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin “umut hakkı” (right to hope) içtihadının dolaylı etkileri yatmaktadır. Bu, 2025 itibarıyla infaz hukukundaki en önemli ve en çok tahliyeye yol açacak yapısal değişikliktir.
4- Denetimli Serbestlik (CGTİHK m. 105/A) Yoluyla Erken Tahliye
Hükümlünün cezaevinden fiilen ne zaman çıkacağını belirleyen son aşama, koşullu salıverilme tarihine (KS) denetimli serbestlik (DS) indiriminin uygulanmasıdır. DS, cezanın KS tarihine kadar olan son kısmının toplum içinde infazıdır.
Ancak, mevcut mevzuattaki geçici ve kalıcı maddeler, DS süreleri konusunda karmaşık ve kafa karıştırıcı üçlü bir yapı yaratmıştır. Hangi DS süresinin uygulanacağı, tamamen “suçun işlendiği tarihe” ve “hükümlünün Covid-19 izninde olup olmadığına” bağlıdır.
A. Denetimli Serbestliğin Hesaplanması
DS’den yararlanabilmenin temel şartları; hükümlünün açık ceza infaz kurumuna ayrılma hakkını kazanmış (veya doğrudan açık cezaevinde olması) ve İdare ve Gözlem Kurulu tarafından “iyi halli” bulunmasıdır. Bu şartlar sağlandığında, uygulanacak DS süreleri şöyledir:
- Temel Kural (1 Yıl): 30 Mart 2020 tarihinden sonra işlenen suçlarda, hükümlüler koşullu salıverilmelerine 1 (bir) yıl kala denetimli serbestliğe ayrılabilir. Terör, cinsel suçlar ve uyuşturucu ticareti gibi $3/4$ oranına tabi istisnai suçlarda da DS süresi kural olarak 1 yıldır.
- Geçici Düzenleme (3 Yıl): 30 Mart 2020 tarihine kadar işlenen suçlarda (terör, cinsel suçlar, uyuşturucu ticareti ve mükerrirler hariç), CGTİHK Geçici Madde 6 uyarınca DS süresi 3 (üç) yıl olarak uygulanmaktadır.
- Özel Durumlar (Ek Süreler): Suç tarihine bakılmaksızın, 0-6 yaş arası çocuğu bulunan kadın hükümlüler için DS süresi 2 yıl, ağır hastalık, engellilik veya kocama (yaşlılık) halinde 3 yıldır.
B. Covid-19 İzinleri (Geçici Madde 10) ve Anayasa Mahkemesi Kararı
Pandemi sürecinde cezaevlerindeki yoğunluğu azaltmak amacıyla, Geçici Madde 9/5 uyarınca on binlerce hükümlü Covid-19 iznine gönderildi. Bu izinler 31 Temmuz 2023 tarihinde sona erdiğinde, kanun koyucu (7456 sayılı Kanun ile) bu hükümlülerin cezaevine dönmemesi için özel bir DS rejimi (Geçici Madde 10) ihdas etti.
Bu düzenlemeye göre, 31 Temmuz 2023 tarihi itibarıyla Covid-19 izninde bulunan hükümlüler, (yukarıdaki 1 ve 3 yıllık kurallardan farklı olarak) koşullu salıverilmelerine 5 (beş) yıl veya daha az süre kalmışsa, cezaevine hiç dönmeden kalan cezalarını denetimli serbestlik altında infaz etme hakkı kazandılar.
Bu durum, infaz adaletinde bariz bir eşitsizlik yarattı:
- Aynı suçu 2021’de işleyen ve 10 yıl ceza alan iki hükümlüden, cezası erken kesinleşip 31 Temmuz 2023’te Covid izninde olan hükümlü 5 yıl DS hakkı kazandı (KS: 5 yıl – 5 Yıl DS = 0 gün yatar).
- Ancak cezası (belki de kanun yoluna başvurduğu için) geç kesinleşen ve 31 Temmuz 2023’te cezaevinde olan veya daha sonra giren hükümlü ise sadece 1 yıl DS hakkına sahiptir (KS: 5 yıl – 1 Yıl DS = 4 yıl yatar).
Bu eşitsizlik, Anayasa’nın 2. (Hukuk Devleti) ve 10. (Eşitlik) maddelerine aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşındı.
Ancak AYM, 21 Kasım 2024 tarihli ve 2024/165 sayılı kararıyla (Esas 2024/82) bu başvuruyu reddetti. AYM’nin gerekçesi, kanun koyucunun (TBMM) “ceza siyaseti” belirlerken çok geniş bir takdir yetkisine sahip olduğudur. Mahkeme, pandemi koşullarını yönetmek ve toplumu korumak gibi “kamu yararı” amaçlarıyla, hükümlülerin cezaevine giriş tarihine veya izinde olup olmamalarına göre farklı infaz rejimleri belirleyebileceğine ve bu durumun Anayasa’ya aykırı olmadığına hükmetti. Bu karar, infaz hukukundaki (lehe dahi olsa) eşitsizliklerin, kamu yararı gerekçesiyle meşru sayılabileceğini teyit etmiştir.
5- Uygulamalı Hesaplama Örnekleri (Vaka Analizi)
Bölüm 1 ila 4’teki teorik bilgileri somutlaştırmak için, farklı senaryolara göre 2025 yılı itibarıyla infaz hesaplamaları aşağıda vaka analizleriyle gösterilmiştir. (Hesaplamalarda hükümlünün “iyi halli” olduğu varsayılmıştır).
Örnek 1 (Genel Kural – 1/2 Oran, 1 Yıl DS)
- Vaka: 30 Mart 2020 tarihinden sonra kasten yaralama (TCK m. 86) suçundan 12 yıl hapis cezası alan (adi suçlu, mükerrir olmayan) hükümlü.
- Hesaplama:
- KS Tarihi (Genel Kural 1/2 Oran): 12 Yıl / 2 = 6 Yıl.
- DS Süresi (Temel Kural): 1 Yıl.
- Cezaevinden Fiili Çıkış (DS ile): 6 Yıl (KS Süresi) – 1 Yıl (DS Süresi) = 5 Yıl.
- Sonuç: Hükümlü 5 yıl kapalı/açık cezaevinde kalacak, son 1 yılını DS altında dışarıda geçirecektir.
Örnek 2 (Geçici Madde – 1/2 Oran, 3 Yıl DS)
- Vaka: 30 Mart 2020 tarihinden önce aynı suçtan (kasten yaralama) 12 yıl hapis cezası alan hükümlü.
- Hesaplama:
- KS Tarihi (Genel Kural $1/2$ Oran): 12 Yıl / 2 = 6 Yıl.
- DS Süresi (Geçici Md. 6): 3 Yıl.
- Cezaevinden Fiili Çıkış (DS ile): 6 Yıl (KS Süresi) – 3 Yıl (DS Süresi) = 3 Yıl.
- Sonuç: Suç tarihi 2020 öncesi olduğu için hükümlü 3 yıl kapalı/açık cezaevinde kalacak, son 3 yılını DS altında dışarıda geçirecektir.
Örnek 3 (İstisnai Suç – 3/4 Oran, 1 Yıl DS)
- Vaka: Uyuşturucu madde ticareti (TCK m. 188) suçundan 20 yıl hapis cezası alan hükümlü (suç tarihi önemsiz, zira istisnai suç).
- Hesaplama:
- KS Tarihi (İstisna 3/4 Oran): 20 Yıl * (3/4) = 15 Yıl.
- DS Süresi (Temel Kural): Bu suçlar Geçici Md. 6 (3 yıl) ve Geçici Md. 10 (5 yıl) kapsamı dışındadır. DS süresi 1 Yıl‘dır.
- Cezaevinden Fiili Çıkış (DS ile): 15 Yıl (KS Süresi) – 1 Yıl (DS Süresi) = 14 Yıl.
- Sonuç: Hükümlü 14 yıl kapalı/açık cezaevinde kalacak, son 1 yılını DS altında dışarıda geçirecektir.
Örnek 4 (Mükerrir – 2/3 Oran, 1 Yıl DS)
- Vaka: Birinci kez mükerrir olan ve hırsızlık suçundan (TCK m. 141) 9 yıl hapis cezası alan hükümlü.
- Hesaplama:
- KS Tarihi (Mükerrir 2/3 Oran): 9 Yıl * ($2/3$) = 6 Yıl.
- DS Süresi (Temel Kural): Mükerrirler Geçici Md. 6 (3 yıl) kapsamı dışındadır. DS süresi 1 Yıl‘dır.
- Cezaevinden Fiili Çıkış (DS ile): 6 Yıl (KS Süresi) – 1 Yıl (DS Süresi) = 5 Yıl.
- Sonuç: Hükümlü 5 yıl kapalı/açık cezaevinde kalacak, son 1 yılını DS altında dışarıda geçirecektir.
Örnek 5 (10. Yargı Paketi – İkinci Kez Mükerrir – 3/4 Oran, 1 Yıl DS)
- Vaka: İkinci kez mükerrir olan ve 12 yıl hapis cezası alan hükümlü (infazı 4 Haziran 2025 sonrası başlayan).
- Hesaplama (10. Yargı Paketi Sonrası):
- KS Tarihi (Yeni 3/4 Oran): 12 Yıl * ($3/4$) = 9 Yıl.
- DS Süresi (Temel Kural): 1 Yıl.
- Cezaevinden Fiili Çıkış (DS ile): 9 Yıl (KS Süresi) – 1 Yıl (DS Süresi) = 8 Yıl.
- Sonuç: Bu hükümlü 8 yıl kapalı/açık cezaevinde kalacaktır. Bu, 4 Haziran 2025 öncesi mevzuatta 12 yılın tamamını (bihakkın) yatmak zorunda olması durumuyla karşılaştırıldığında, infaz rejimindeki değişikliğin boyutunu göstermektedir.
6- Koşullu Salıverilme Usulü ve Kararın Sonuçları
Koşullu salıverilme, objektif ve sübjektif şartlar sağlandığında otomatik olarak gerçekleşmez; belirli bir usul takip edilerek yargısal bir kararla hükmedilir.
A. Karar Verme Süreci (Prosedür)
Koşullu salıverilme kararı verme süreci, idari ve yargısal aşamalardan oluşur:
- İdare ve Gözlem Kurulu Raporu (İdari Aşama): Hükümlünün koşullu salıverilme süresi yaklaştığında, İdare ve Gözlem Kurulu (İGK) toplanarak hükümlünün “iyi halli” olup olmadığını (Bölüm 1-B’deki kriterlere göre) değerlendirir ve bir rapor tanzim eder.
- Ceza İnfaz Kurumu İdaresinin Başvurusu: İGK raporu olumlu ise, Ceza İnfaz Kurumu İdaresi, hükümlünün koşullu salıverilmesini talep eden gerekçeli bir raporu ve hükümlünün dosyasını yetkili İnfaz Hâkimliğine gönderir.
- Cumhuriyet Savcılığının Mütalaası: İnfazdan sorumlu Cumhuriyet Savcılığı, dosya hakkında hukuki mütalaasını (görüşünü) İnfaz Hâkimliğine sunar.
- İnfaz Hâkimliğinin Kararı (Yargısal Aşama): Karar vermeye yetkili ve görevli makam, ceza infaz kurumunun bulunduğu yer İnfaz Hâkimliğidir. İnfaz Hâkimi, dosyayı (duruşma açmaksızın) evrak üzerinden inceler. İGK raporunu ve savcılık mütalaasını değerlendirerek hükümlünün koşullu salıverilmesine veya talebin reddine karar verir.
B. Kanun Yolları (İtiraz)
İnfaz Hâkimliğinin verdiği kararlara karşı (hem koşullu salıverilme talebinin reddi kararı, hem de İGK’nın “iyi hal” değerlendirmesinin olumsuz olduğuna dair kararlara karşı) kanun yolu açıktır.
- İtiraz Mercii: İnfaz Hâkimliği kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren, o yer Ağır Ceza Mahkemesineitiraz edilebilir.
- İtiraz Süresi (Güncel Değişiklik): Kamuoyunda “8. Yargı Paketi” olarak bilinen 7499 sayılı Kanun, 1 Haziran 2024 tarihinden itibaren İnfaz Hâkimliği kararlarına karşı itiraz süresindeki karışıklığı gidermiş ve süreyi net bir şekilde iki hafta (14 gün) olarak belirlemiştir.
C. Koşullu Salıverilmenin Geri Alınması (İhlal)
Hükümlü koşullu salıverildikten sonra, cezası infaz edilmiş sayılmaz; “denetim süresi” başlar. Bu denetim süresi, hükümlünün koşullu salıverildiği tarihten, cezasının “bihakkın” (tamamının) biteceği tarihe kadar devam eder.
Hükümlü bu denetim süresi içinde belirli ihlallerde bulunursa, koşullu salıverilme kararı (kısaca “KSG kararı”) geri alınır.
Geri Alma Şartları (CGTİHK m. 107/12)
- Yeni Suç İşleme: Denetim süresi içinde, kasıtlı bir suç işlemesi VE bu yeni suçtan dolayı (kesinleşmiş) bir hapis cezasına mahkum olması.
- Önemli Nuans: Eğer hükümlü denetim süresinde kasıtlı bir suç işler ancak bu suçtan dolayı adli para cezası (APC) alırsa (veya hapis cezası APC’ye çevrilirse), koşullu salıverilme kararı geri alınmaz.
- Yükümlülüklere Uymamak: Hükümlüye yüklenen yükümlülüklere (örn. imza atma, rehabilitasyon programına katılma) uymaması ve İnfaz Hâkiminin uyarısına rağmen bu davranışında ısrar etmesi.
Geri Alma Sonucu
Koşullu salıverilme kararı geri alındığında, hükümlü kalan cezasını çekmek üzere tekrar ceza infaz kurumuna alınır. Geri alındıktan sonra, (yeni suçun cezasının infazı bittikten sonra) eski cezanın kalan kısmı infaz edilir ve bu ikinci infaz sürecinde hükümlü bir daha koşullu salıverilmeden yararlanamaz.
Genel Değerlendirme
Bu kapsamlı analiz, Türk infaz rejiminin statik değil, son derece dinamik ve çok katmanlı bir yapıya sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle 7242, 7499 (8. Yargı Paketi) ve 7550 (10. Yargı Paketi) sayılı kanunların getirdiği değişiklikler, sistemi karmaşık bir hale getirmiştir.
Raporun temel sonuçları şunlardır:
- Hesaplamada Altın Kural “Suç Tarihidir”: Bir hükümlünün ne kadar süre cezaevinde kalacağı (infaz oranı) ve cezaevinden ne zaman çıkacağı (denetimli serbestlik süresi) tek bir değişkene, yani “suçun işlendiği tarihe” (örn. 2016 öncesi, 2020 öncesi/sonrası) bağlıdır. Bu durum, infazda “hukuki öngörülebilirlik” ilkesini zedelemekte ve aynı cezaevinde, aynı suçu işlemiş hükümlüler arasında (1 yıl, 3 yıl ve 5 yıl gibi) büyük infaz eşitsizliklerine yol açmaktadır.
- Penal Politikada Radikal Değişim (10. Yargı Paketi): 4 Haziran 2025’te yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun, “ikinci kez mükerrir” yasağını kaldırarak, ceza adaletinde “mutlak tecrit” felsefesinden “rehabilitasyon” ve “umut hakkı” felsefesine doğru (en azından teoride) belirgin bir yönelim göstermiştir. Bu, cezaevleri üzerindeki yükü azaltmayı amaçlayan pragmatik bir hamle olarak da okunabilir.
- Matematikten Davranışa Geçiş: İnfaz rejimindeki en sessiz ancak en etkili devrim, “iyi hal” değerlendirmesinin İdare ve Gözlem Kurullarına (İGK) devredilmesidir. Bu değişiklik, infaz sürecini “müddetname” üzerinden yürütülen matematiksel bir işlem olmaktan çıkarıp, “pişmanlık” ve “risk” gibi sübjektif unsurlara dayalı davranışsal bir değerlendirmeye evriltmiştir. Bu durum, idarenin infaz üzerindeki takdir yetkisini artırmış ve İnfaz Hâkimlikleri önündeki hukuki mücadele alanını genişletmiştir.