Miras Paylaşımında Denkleştirme İlkesi

Miras Paylaşımında Denkleştirme İlkesi


Miras Paylaşımında Denkleştirme İlkesi. Miras hukuku, bir gerçek kişinin ölümüyle birlikte sona eren hukuki kişiliğinin mal varlıksal sonuçlarını düzenleyen ve bu malvarlığının hayatta kalan süjeler arasında nasıl dağıtılacağını belirleyen karmaşık bir disiplindir. Bu disiplinin en temel taşlarından biri olan mirasta denkleştirme (iade) ilkesi, mirasbırakanın sağlığında gerçekleştirdiği tasarrufların, yasal mirasçılar arasında yaratabileceği adaletsizliği gidermeyi amaçlayan bir hakkaniyet mekanizmasıdır. Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 669 ile 675. maddeleri arasında titizlikle düzenlenen bu kurum, mirasbırakanın sağlığında yasal mirasçılarına “miras payına mahsuben” yaptığı karşılıksız kazandırmaların, paylaşım anında tereke hesabına dahil edilmesini öngörür. Denkleştirme gayesi, yasal mirasçılar arasındaki eşitliğin sağlararası kazandırmalarla bozulmasını önlemek ve mirasın paylaştırılmasında mutlak bir adalet tesis etmektir.

Mirasta Denkleştirme Kurumunun Felsefi ve Hukuki Temelleri

Mirasta denkleştirme, sadece teknik bir hesaplama yöntemi değil, aynı zamanda miras hukukunun felsefi özünde yer alan “eşitlik” ve “aile birliğinin korunması” ideallerinin bir tezahürüdür. Mirasbırakan hayattayken, çocuklarından birine iş kurması için sermaye verdiğinde veya bir diğerine evlilik hazırlıkları için önemli bir taşınmaz devrettiğinde, bu durum diğer mirasçılar aleyhine bir dengesizlik yaratır. Kanun koyucu, mirasbırakanın aksine bir iradesi olmadığı sürece, bu tür büyük çaplı kazandırmaların aslında bir “avans” niteliğinde olduğunu ve mirasın nihai paylaşımında hesaba katılması gerektiğini varsaymıştır. Bu kurum, yasal mirasçılığı tamamlayıcı nitelikte olup, mirasbırakanın tasarruf özgürlüğü ile mirasçıların haklı beklentileri arasında bir köprü kurar.

Hukuki niteliği itibarıyla denkleştirme, bir borç ilişkisi doğurur. Ancak bu borç, alelade bir alacak-verecek ilişkisinden ziyade, mirasın paylaşılması sürecine özgü, külli halefiyet prensibiyle sıkı sıkıya bağlı bir yükümlülüktür. Türk Medeni Kanunu’nun 669. maddesinin birinci fıkrası, yasal mirasçıların, mirasbırakandan miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları, denkleştirmeyi sağlamak için terekeye geri vermekle birbirlerine karşı yükümlü olduklarını açıkça belirtir. Bu yükümlülük, mirasın açılmasıyla (mirasbırakanın ölümüyle) doğar ve paylaşım tamamlanana kadar varlığını sürdürür.

Denkleştirme Yükümlülüğünün Maddi Şartları ve Kapsamı

Bir kazandırmanın mirasta denkleştirmeye tabi tutulabilmesi için belirli nesnel ve öznel koşulların bir arada bulunması şarttır. Bu koşulların eksikliği, talebin denkleştirme hukuku çerçevesinde değil, saklı payların ihlali halinde tenkis davası veya muvazaalı işlemler söz konusu olduğunda tapu iptal ve tescil davası zemininde değerlendirilmesine yol açar.

Karşılıksız (Ivazsız) Kazandırma Unsuru

Denkleştirme en temel maddi şartı, mirasbırakanın malvarlığından yapılan kazandırmanın karşılıksız olmasıdır. Kazandırmanın ivazsız niteliği, mirasbırakanın bir malı bağışlaması, bir borcu üstlenmesi veya mirasçı lehine bir alacağından vazgeçmesi şeklinde ortaya çıkabilir. Uygulamada sıkça rastlanan “karma bağışlama” (negotium mixtum cum donatione) hallerinde, yani bir malın değerinin çok altında bir bedelle mirasçıya satılması durumunda, aradaki fark bağışlama niyetiyle yapılmışsa, bu kısım denkleştirmeye tabi tutulur. Mirasbırakanın malvarlığında bir azalma meydana gelmesi ve bunun karşılığında ekonomik bir değer elde etmemesi, denkleştirme borcunun doğumu için tetikleyici unsurdur.

Sağlararası İşlem Niteliği

Denkleştirme sadece mirasbırakanın sağlığında gerçekleştirdiği işlemler için söz konusudur. Vasiyetname, miras sözleşmesi gibi ölüme bağlı tasarruflar kural olarak denkleştirme kapsamına girmezler; zira bu tür tasarruflar zaten mirasın açılmasıyla birlikte terekeden karşılanır ve saklı payı ihlal ettikleri ölçüde tenkise tabi olurlar. Denkleştirme ise mirasbırakanın hayattayken malvarlığından fiilen çıkardığı değerlerin akıbetini sorgular.

Kazandırmanın Yasal Mirasçıya Yapılmış Olması

Denkleştirme ilişkisinin tarafları her halükarda yasal mirasçılardır. Mirasbırakanın yasal mirasçı olmayan üçüncü bir kişiye (örneğin kardeşleri hayattayken bir yeğenine veya arkadaşına) yaptığı kazandırmalar denkleştirmeye konu edilemez; bu tür işlemler ancak saklı payları zedeliyorsa tenkis davasına konu olabilir. Davacı ve davalı sıfatı, karşılıksız kazandırmadan yararlanma ve miras payının bu nedenle zedelenmesi esasına dayanır. Kazandırmayı alan kişinin mirasın açıldığı tarihte mirasçılık sıfatını koruyor olması gerekir; ancak mirastan feragat veya mirası reddetme gibi durumlarda TMK 670. madde uyarınca yerine geçenlerin sorumluluğu saklıdır.

Miras Payına Mahsuben Hareket Etme İradesi

Kazandırmanın denkleştirmeye tabi olması için, bu işlemin ilerideki miras payından düşülmek üzere (ona mahsuben) yapılmış olması gerekir. Burada kanun koyucu, mirasçının kimliğine göre iki farklı karine mekanizması kurmuştur. Bu karineler, ispat yükünün hangi tarafta olacağını belirlemesi bakımından davanın kaderini tayin eden en önemli unsurlardır.

Altsoyun (Füru) Özel Durumu ve TMK 669/2 Karineleri

Türk Medeni Kanunu, mirasbırakanın altsoyu (çocukları, torunları ve onların çocukları) ile diğer mirasçıları arasında denkleştirme yükümlülüğü bakımından net bir ayrım yapmıştır. Bu ayrım, altsoyun ekonomik geleceğinin mirasbırakan tarafından desteklenmesi durumunda, diğer kardeşlerin veya altsoyun haklarının korunması amacını güder.

Kazandırma Türü ve Mirasçı SıfatıKanuni Karine (Varsayım)İspat Yükümlülüğü
Altsoya Yapılan Spesifik Kazandırmalar: Çeyiz, kuruluş sermayesi, malvarlığı devri, borçtan kurtarma.Denkleştirmeye tabidir.Mirasbırakanın aksine iradesi kanıtlanmadıkça iade edilmelidir.Davalı (Altsoy):Kazandırmanın iadeden muaf tutulduğunu kanıtlamalıdır.
Altsoya Yapılan Diğer Kazandırmalar: Olağan harcamalar, küçük yardımlar.Denkleştirmeye tabi değildir.Davacı: Kazandırmanın iade amacıyla yapıldığını kanıtlamalıdır.
Altsoy Dışındaki Mirasçılara Kazandırmalar: Eş, ana, baba vb.Denkleştirmeye tabi değildir.Mirasbırakanın iade iradesi açıkça belirtilmedikçe iade borcu doğmaz.Davacı: Mirasbırakanın kazandırmayı miras payına mahsuben yaptığını kanıtlamalıdır.

Altsoy Lehine Kanuni Denkleştirme Kategorileri

TMK 669/2 uyarınca, mirasbırakanın altsoyuna yaptığı ve onların bağımsız bir ekonomik hayat kurmalarına hizmet eden belirli işlemler, “aksine mirasbırakan tarafından açıkça belirtilmiş olmadıkça” denkleştirmeye tabidir.

  1. Kuruluş Sermayesi Vermek: Mirasbırakanın çocuklarından birine iş yeri açması, ofis donatması, bir ticari işletme kurması için nakdi veya ayni sermaye aktarması bu kapsamdadır. Buradaki amaç, mirasçının kendi geçimini sağlayacak bir ekonomik temele kavuşmasıdır.
  2. Çeyiz Vermek: Evlenme sürecinde yapılan harcamalar denkleştirme konusudur. Ancak burada “alışılmış ölçü” kriteri devreye girer; yöresel adetlere uygun, makul seviyedeki çeyiz giderleri iade dışı kalırken, olağanüstü pahalı eşyalar veya takılar denkleştirmeye dahil edilir.
  3. Malvarlığını Devretmek: Bir taşınmazın tapusunun devredilmesi, hisse senetlerinin aktarılması gibi işlemler karine olarak denkleştirmeye tabidir.
  4. Borçtan Kurtarmak: Mirasçının üçüncü kişilere olan borcunun mirasbırakan tarafından ödenmesi veya mirasbırakanın kendi alacağından (örneğin evladına verdiği borçtan) vazgeçmesi (ibra) iade borcu doğurur.

Mirasta Denkleştirme Dışı Kalan Kazandırmalar ve İstisnalar

Toplumun sosyal yapısı ve aile içi dayanışma gereği, her türlü karşılıksız kazandırmanın mirasçılar arasında bir niza konusu olması istenmemiştir. Kanun, bazı kazandırmaları “denkleştirmeden muaf” tutarak bu dengeyi sağlar.

Olağan Hediyeler ve Adet Üzere Yapılan Harcamalar

Bayramlarda, doğum günlerinde, mezuniyet törenlerinde veya düğünlerde verilen ve mirasbırakanın sosyal-ekonomik durumuyla mütenasip olan hediyeler denkleştirmeye tabi değildir. Bir hediyenin “olağan” olup olmadığı belirlenirken, mirasbırakanın malvarlığının büyüklüğü, ailenin yaşam standardı ve o bölgedeki yerel adetler göz önünde bulundurulur. Örneğin, çok varlıklı bir ailenin çocuğuna düğünde takılan standart bir takı seti olağan kabul edilebilirken, orta gelirli bir ailenin tüm malvarlığına oranla yüksek bedelli bir mücevheri iade konusu olabilir.

Eğitim ve Öğrenim Masrafları

Çocukların eğitimi ve bir meslek sahibi olmaları için yapılan harcamalar, kural olarak denkleştirme kapsamı dışındadır. Bu durum, ana ve babanın çocuklarına karşı olan bakım ve eğitim borcunun bir uzantısıdır. Ancak, bu masraflar “alışılmış ölçüleri aşıyorsa” (örneğin, diğer kardeşler yerel okullarda okurken bir çocuğun yurt dışında aşırı maliyetli bir özel eğitim alması ve bu durumun mirasbırakanın bütçesini sarsması), sadece bu aşırı olan kısım denkleştirmeye tabi tutulabilir. Burada mirasbırakanın aksine bir iradesi yoksa, sadece makul sınırı aşan miktar hesaplamaya dahil edilir.

Mirasbırakanın İade Yükümlülüğünden Kurtarma İradesi

Denkleştirme hükümleri emredici değil, tamamlayıcı hukuk kuralı niteliğindedir. Mirasbırakan, yaptığı kazandırmanın iade edilmemesini istediğini her zaman beyan edebilir. Altsoy bakımından bu muafiyetin “açıkça” belirtilmesi (yazılı veya sözlü olarak ispatlanabilir bir şekilde) şart iken; diğer yasal mirasçılarda mirasbırakanın sessiz kalması zaten muafiyet karinesi doğurur. Mirasbırakanın bu iradesi, her türlü delille kanıtlanabilir ve şekle tabi değildir.

Denkleştirme Usulü ve Seçimlik Hakların Kullanımı (TMK 671)

Denkleştirme yükümlülüğü altındaki mirasçıya, bu borcunu nasıl ifa edeceği konusunda kanun tarafından bir “seçimlik hak” tanınmıştır. Bu hak, iade borçlusunun ekonomik durumunu korumaya yönelik bir esneklik sağlar.

  1. Aynen İade Yöntemi: Mirasçı, sağlığında kendisine verilen malı (örneğin bir taşınmazı veya antika bir eşyayı) fiziksel olarak miras ortaklığına geri verir. Bu durumda mal, paylaşım masasındaki yerini alır ve mirasçı da terekeden kendi payını diğer mirasçılarla birlikte eşit koşullarda alır.
  2. Değer Üzerinden Mahsup Yöntemi: Mirasçı, aldığı malı elinde tutmaya devam eder ancak bu malın “denkleştirme anındaki” değeri kadar bir miktarı kendi miras payından düşürtür. Eğer aldığı malın değeri kendi miras payından fazlaysa, bu fazlalığı diğer mirasçılara nakit olarak ödemekle yükümlüdür; azsa, aradaki farkı terekeden talep edebilir.

Denkleştirme Değeri ve Teknik Hesaplama Yöntemi

Mirasın paylaşılmasında adaletin sağlanması, malvarlığı değerlerinin hangi andaki fiyatlarla hesaba katılacağı sorusuyla doğrudan ilgilidir. TMK 673. madde, “Denkleştirme, kazandırmanın denkleştirme anındaki değerine göre yapılır” diyerek değerleme zamanını netleştirmiştir.

Değerleme Zamanı ve Enflasyonun Etkisi

Hukuk öğretisinde ve Yargıtay kararlarında “denkleştirme anı” terimi üzerinde farklı görüşler mevcuttur. Eski kanun döneminde mirasın açıldığı (ölüm tarihi) andaki değerler esas alınırken, modern yaklaşım ve 4721 sayılı TMK, paranın satın alma gücündeki değişimleri de gözeterek “paylaşım anına en yakın tarihteki” değerin esas alınması gerektiğini savunur. Bu yaklaşım, kazandırmayı alan mirasçının malın değer artışından haksız şekilde yararlanmasını veya değer kaybından zarar görmesini engeller.

Sanal Tereke (Masaya Ekleme) Hesabı

Denkleştirme işlemi, kağıt üzerinde gerçekleştirilen ve “sanal tereke” olarak adlandırılan bir toplama işlemiyle başlar.

  • Net Tereke Belirlenmesi: Mirasbırakanın ölümü anında bıraktığı aktif malvarlığından borçlar ve masraflar çıkarılarak fiili net tereke bulunur.
  • İadeye Tabi Değerlerin Eklenmesi: Mirasçıların sağlığında aldığı ve denkleştirmeye tabi olan tüm değerler, güncel rayiç değerleriyle bu net terekeye hayali olarak eklenir.
  • Payların Hesaplanması: Oluşan bu “sanal toplam”, mirasçıların yasal pay oranlarına bölünür.
  • Mahsuplaşma: Her mirasçının payından, sağlığında aldığı miktar düşülür ve terekeden alacağı gerçek miktar ortaya çıkar.

Örnek Senaryo ve Tablo: Mirasbırakan Ahmet’in ölümüyle 1.000.000 TL nakit kalmıştır. Ahmet sağlığında kızı Elif’e 600.000 TL kuruluş sermayesi vermiş, diğer kızı Burcu’ya ise bir şey vermemiştir. Eşi Ayşe hayattadır.

Hesaplama KalemiAyşe (Eş – 1/4 Pay)Elif (Altsoy – 3/8 Pay)Burcu (Altsoy – 3/8 Pay)Toplam / Açıklama
Fiili Tereke1.000.000 TL
Denkleştirilecek Tutar600.000 TL
Sanal Tereke Toplamı1.600.000 TL
Pay Oranı1/43/83/81 Tam
Teorik Pay Tutarı400.000 TL600.000 TL600.000 TL1.600.000 TL
Sağlıkta Alınan Pay0 TL600.000 TL0 TL600.000 TL
Terekeden Alınacak400.000 TL0 TL600.000 TL1.000.000 TL (Fiili Nakit)

Bu örnekte görüldüğü üzere, denkleştirme sayesinde Elif’in sağlığında aldığı para bir “avans” gibi görülmüş ve Burcu’nun terekeden daha fazla pay alarak eşitliğin sağlanması mümkün olmuştur.

Kazandırma Konusu Malın Yok Olması veya Zarara Uğraması (TMK 673/2)

Denkleştirme konusu eşyada mirasın açılmasından önce veya sonra meydana gelen hasarlar, yararlar veya eşyanın tamamen yok olması (telef) durumunda, mirasçılar arasındaki ilişki sebepsiz zenginleşme hükümleri (TBK 77-82) çerçevesinde çözümlenir.

İyiniyetli ve Kötüniyetli Mirasçı Ayrımı

Sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanmasında mirasçının “iyiniyetli” olup olmaması, sorumluluk sınırını belirleyen temel ölçüttür.

  • İyiniyetli Mirasçı: Kazandırmanın iadeye tabi olduğunu bilmeyen veya bilmesi gerekmeyen mirasçıdır. Eğer mal kendisinin bir kusuru olmaksızın telef olmuşsa veya değeri azalmışsa, sadece elinde kalan miktarı iade etmekle yükümlüdür. Malı elden çıkarmışsa, elde ettiği bedeli iade eder. Yaptığı zorunlu ve faydalı masrafları ise terekeden talep etme hakkına sahiptir.
  • Kötüniyetli Mirasçı: Malın bir gün denkleştirmeye tabi olacağını bilen veya ağır ihmaliyle bilmeyen mirasçıdır. Malın telef olmasından veya değer kaybetmesinden, kusuru olmasa dahi sorumludur. Mal elinden çıkmış olsa bile, malın denkleştirme anındaki tam değerini geri vermek zorundadır.

Mirasçı Sıfatının Kaybı ve Denkleştirme Borcunun İntikali (TMK 670)

Denkleştirme yükümlülüğü, mirasçıya değil, onun sahip olduğu “miras payına” bağlı bir borç olarak kabul edilir. Bu nedenle, mirasçılık sıfatının çeşitli nedenlerle kaybı, iade borcunu ortadan kaldırmaz.

  1. Yerine Geçenlerin Yükümlülüğü: Bir mirasçı, mirasın açılmasından önce ölürse veya başka bir sebeple (mirastan feragat, yoksunluk) mirasçı sıfatını kaybederse, onun yerine geçen altsoyu, asıl mirasçının almış olduğu kazandırmaları denkleştirmekle yükümlüdür. Örneğin, dedesinden iş kurma sermayesi alan baba, dedesinden önce ölürse, torunlar dedelerine mirasçı olduklarında babalarının almış olduğu bu sermayeyi terekeye iade etmek zorundadırlar.
  2. Külli Halefiyet İlkesi: Mirasın tüm hak ve borçlarıyla bir bütün olarak geçmesi prensibi uyarınca, denkleştirme borcu da payla birlikte intikal eder. Bu durum, mirasbırakanın malvarlığının bir kısmını sağlığında bir kola (stirps) aktarmış olması halinde, o kolun toplamda diğer kollardan fazla pay almasını engeller.

Denkleştirme ile Tenkis Davası Arasındaki Farklılıklar ve Hukuki Yarar

Denkleştirme ve tenkis davaları, her ne kadar mirasbırakanın tasarruflarını denetlese de, korudukları hukuki menfaatler bakımından birbirinden ayrılırlar. Bir kazandırmanın hangi davaya konu olacağı, davayı açacak olan kişinin sıfatına ve amacına göre değişir.

Karşılaştırma ÖlçütüMirasta Denkleştirme (İade)Tenkis Davası
Güdülen GayeYasal mirasçılar arasında mutlak eşitliği ve adaleti sağlamak.Saklı paylı mirasçıların kanunla korunan asgari haklarını (saklı pay) korumak.
Dava Açma HakkıSadece yasal mirasçılara tanınmıştır. Saklı paylı olma şartı yoktur.Sadece saklı payı zedelenen mirasçılara tanınmıştır.
Davanın KonusuSadece sağlararası karşılıksız kazandırmalar.Hem ölüme bağlı tasarruflar hem de kanunda sınırlı sayılan sağlararası işlemler.
İade MiktarıKazandırmanın tamamı tereke hesabına dahil edilir.Sadece saklı pay ihlalini ortadan kaldıracak ölçüde bir indirim yapılır.
Süre SınırıMiras paylaşılmadığı sürece her zaman açılabilir. Paylaşım sonrası 10 yıllık zamanaşımı.1 ve 10 yıllık hak düşürücü sürelere tabidir.
Öncelik SırasıYargıtay’a göre önce denkleştirme hükümleri uygulanmalıdır.Denkleştirme ile sonuç alınamayan hallerde saklı pay korunması için başvurulur.

Denkleştirme ve Tenkis İlişkisinde TMK 672. Madde

Bazı durumlarda bir kazandırma, mirasçının yasal miras payını aşabilir. Bu durumda mirasçı, mirasbırakanın bu fazlalığı da kendisine bırakmak istediğini kanıtlarsa, aşan kısım denkleştirme dışı kalır. Ancak, bu fazlalık diğer mirasçıların “saklı paylarını” ihlal ediyorsa, saklı paylı mirasçılar tenkis talebinde bulunabilirler. Dolayısıyla denkleştirme talebi, tenkis talebini “çoğun içinde az da bulunur” ilkesi gereği kapsayabilir; ancak tersi her zaman mümkün değildir.

Denkleştirme Davasında Usul, Görev ve Yetki Esasları

Mirasta denkleştirme davası, niteliği gereği bir malvarlığı davasıdır ve usul hukuku bakımından belirli kurallara tabidir.

  • Mahkemelerin Görevi ve Yetkisi: Denkleştirme davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir; zira miras hukuku uyarınca tüm tereke davaları bu yerleşim yerinde görülür.
  • İspat Yükümlülüğü ve Deliller: Mirasbırakanın iradesi bu davanın merkezindedir. Altsoya yönelik TMK 669/2 kapsamındaki kazandırmalarda karine iade yönünde olduğundan, “iadeden muafiyet” iddiasını davalı altsoy ispatlamalıdır. Diğer mirasçılarda ise iade yükümlülüğünü davacı yasal mirasçı kanıtlamak zorundadır. İspat için her türlü delil (tanık beyanları, banka kayıtları, yazışmalar, uzman bilirkişi raporları) kullanılabilir; zira mirasbırakanın irade beyanı herhangi bir şekil şartına bağlı değildir.
  • Dava Zamanı: Miras ortaklığı devam ettiği sürece denkleştirme her zaman talep edilebilir; bu aşamada zamanaşımı işlemez. Mirasın taksimi gerçekleşmişse, taksim tarihinden itibaren 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içinde davanın açılması gerekir.

Denkleştirme ve Muris Muvazaası Arasındaki Keskin Ayrım

Mirasta denkleştirme davası ile muris muvazaası (mirastan mal kaçırma) davası uygulamada sıklıkla birbirine karıştırılsa da, her ikisi tamamen farklı hukuki zeminlere oturur.

Muris muvazaasında, mirasbırakan gerçekte bağışladığı bir taşınmazı tapuda “satış” veya “ölünceye kadar bakma sözleşmesi” gibi göstermektedir. Bu işlem, görünürdeki işlemin iradeye uymaması, gizli işlemin ise şekil şartına uymaması nedeniyle “geçersizdir”. Muvazaa davasında amaç, malın hiç terekeden çıkmamış sayılmasını sağlayarak tapu kaydının düzeltilmesidir.

Denkleştirme davasında ise mirasbırakanın yaptığı işlem tamamen “geçerlidir”. Ancak bu geçerli işlemin, paylaşım sırasında adaleti sağlamak adına hesaba katılması istenir. Yargıtay’a göre, bir işlem muvazaalı ise denkleştirme veya tenkis hükümleri uygulanmaz; öncelikle muvazaa nedeniyle iptal yoluna gidilmelidir.

Mirasta Denkleştirme İlkesinin Toplumsal ve Hukuki Rolü

Mirasta denkleştirme ilkesi, Türk Miras Hukuku’nun en zarif ve hakkaniyetli kurumlarından biridir. Mirasbırakanın sağlığında evlatları veya yasal mirasçıları arasında yaptığı asimetrik yardımları, ölümünden sonra birer niza kaynağı olmaktan çıkarıp, adil bir matematiksel hesaba dönüştürür. Kanun koyucu, “aile içi barışı” korumak adına, büyük yardımların bir miras payı avansı olduğunu varsaymış; ancak mirasbırakanın tasarruf özgürlüğüne de saygı duyarak, aksine iradenin her zaman beyan edilebilmesine imkan tanımıştır.

Uygulamada, denkleştirme davaları karmaşık mali hesaplamalar ve geçmişe dönük niyet okumaları gerektirse de, mülkiyetin nesiller arası geçişinde adaleti tesis etmenin en etkili yoludur. Özellikle enflasyonist ekonomilerde “denkleştirme anındaki değer” kuralı, mirasçıların hak kaybına uğramasını önleyen hayati bir supaptır. Yasal mirasçıların, bu haklarını kullanırken tenkis ve muvazaa davalarıyla olan hiyerarşiyi gözetmeleri ve ispat yükümlülüklerini doğru anlamaları, yargı sürecinin selamati açısından kritik öneme sahiptir. Nihayetinde denkleştirme, mirasın sadece bir mal paylaşımı değil, aynı zamanda aile içi adaletin son kez tescil edildiği bir süreç olduğunu kanıtlamaktadır.